Tekvir Suresi
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
وَإِذَا الْعِشَارُ عُطِّلَتْ
Ve izel işâru uttilet
Doğurması yaklaşmış develer başıboş bırakıldığında,
وَإِذَا الْمَوْءُودَةُ سُئِلَتْ
Ve izel mev’ûdetü süilet
Diri diri toprağa gömülen kız çocuğuna sorulduğunda,
فَلَا أُقْسِمُ بِالْخُنَّسِ
Fe lâ uksimü bil hunnes
Hayır! Yemin ederim o (gündüz) sinip (gece) geri dönenlere,
إِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ
İnnehû le kavlü rasûlin kerîm
Şüphesiz o (Kur’an), değerli bir elçinin (Cebrail’in) getirdiği sözdür.
ذِي قُوَّةٍ عِندَ ذِي الْعَرْشِ مَكِينٍ
Zî kuvvetin inde zil arşi mekîn
O elçi güçlüdür, arşın sahibi katında çok itibarlıdır.
وَلَقَدْ رَآهُ بِالْأُفُقِ الْمُبِينِ
Ve lekad raâhü bil üfukıl mübîn
Andolsun o, onu (Cebrail’i) apaçık ufukta görmüştür.
وَمَا هُوَ عَلَى الْغَيْبِ بِضَنِينٍ
Ve mâ hüve alel ğaybi bi danîn
O, gayb hakkında cimri değildir (vahyi gizlemez).
وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَيْطَانٍ رَّجِيمٍ
Ve mâ hüve bi kavli şeytânin racîm
O, kovulmuş bir şeytanın sözü de değildir.
إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَالَمِينَ
İn hüve illâ zikrun lil âlemîn
O, ancak âlemler için bir öğüttür.
لِمَن شَاءَ مِنكُمْ أَن يَسْتَقِيمَ
Li men şâe minküm en yestekîm
Sizden doğru yolda gitmek isteyenler için.
وَمَا تَشَاءُونَ إِلَّا أَن يَشَاءَ اللَّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ
Ve mâ teşâûne illâ en yeşâallâhü rabbül âlemîn
Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
إِذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْ ١ وَإِذَا النُّجُومُ انكَدَرَتْ ٢ وَإِذَا الْجِبَالُ سُيِّرَتْ ٣ وَإِذَا الْعِشَارُ عُطِّلَتْ ٤ وَإِذَا الْوُحُوشُ حُشِرَتْ ٥ وَإِذَا الْبِحَارُ سُجِّرَتْ ٦ وَإِذَا النُّفُوسُ زُوِّجَتْ ٧ وَإِذَا الْمَوْءُودَةُ سُئِلَتْ ٨ بِأَيِّ ذَنبٍ قُتِلَتْ ٩ وَإِذَا الصُّحُفُ نُشِرَتْ ١٠ وَإِذَا السَّمَاءُ كُشِطَتْ ١١ وَإِذَا الْجَحِيمُ سُعِّرَتْ ١٢ وَإِذَا الْجَنَّةُ أُزْلِفَتْ ١٣ عَلِمَتْ نَفْسٌ مَّا أَحْضَرَتْ ١٤ فَلَا أُقْسِمُ بِالْخُنَّسِ ١٥ الْجَوَارِ الْكُنَّسِ ١٦ وَاللَّيْلِ إِذَا عَسْعَسَ ١٧ وَالصُّبْحِ إِذَا تَنَفَّسَ ١٨ إِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ ١٩ ذِي قُوَّةٍ عِندَ ذِي الْعَرْشِ مَكِينٍ ٢٠ مُّطَاعٍ ثَمَّ أَمِينٍ ٢١ وَمَا صَاحِبُكُم بِمَجْنُونٍ ٢٢ وَلَقَدْ رَآهُ بِالْأُفُقِ الْمُبِينِ ٢٣ وَمَا هُوَ عَلَى الْغَيْبِ بِضَنِينٍ ٢٤ وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَيْطَانٍ رَّجِيمٍ ٢٥ فَأَيْنَ تَذْهَبُونَ ٢٦ إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَالَمِينَ ٢٧ لِمَن شَاءَ مِنكُمْ أَن يَسْتَقِيمَ ٢٨ وَمَا تَشَاءُونَ إِلَّا أَن يَشَاءَ اللَّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ ٢٩
1 Güneş dürülüp karardığında, 2 Yıldızlar kararıp döküldüğünde, 3 Dağlar yürütüldüğünde, 4 Doğurması yaklaşmış develer başıboş bırakıldığında, 5 Yabani hayvanlar bir araya toplandığında, 6 Denizler kaynatıldığında, 7 Nefisler (bedenlerle) birleştirildiğinde, 8 Diri diri toprağa gömülen kız çocuğuna sorulduğunda, 9 ‘Hangi günahtan dolayı öldürüldü?’ diye. 10 Amel defterleri açılıp yayıldığında, 11 Gök sıyrılıp açıldığında, 12 Cehennem alevlendirildiğinde, 13 Cennet yaklaştırıldığında, 14 Herkes ne hazırladığını bilecektir. 15 Hayır! Yemin ederim o (gündüz) sinip (gece) geri dönenlere, 16 O akıp akıp yuvalarına giren yıldızlara, 17 Kararmaya başladığında geceye, 18 Ağarmaya başladığında sabaha (andolsun) ki, 19 Şüphesiz o (Kur’an), değerli bir elçinin (Cebrail’in) getirdiği sözdür. 20 O elçi güçlüdür, arşın sahibi katında çok itibarlıdır. 21 Orada kendisine itaat edilen, güvenilen biridir. 22 Arkadaşınız (Muhammed) bir deli değildir. 23 Andolsun o, onu (Cebrail’i) apaçık ufukta görmüştür. 24 O, gayb hakkında cimri değildir (vahyi gizlemez). 25 O, kovulmuş bir şeytanın sözü de değildir. 26 Öyleyse nereye gidiyorsunuz? 27 O, ancak âlemler için bir öğüttür. 28 Sizden doğru yolda gitmek isteyenler için. 29 Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.