Fecr Suresi
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
هَلْ فِي ذَٰلِكَ قَسَمٌ لِّذِي حِجْرٍ
Hel fî zâlike kasemün li zî hicr
Bunlarda akıl sahibi için bir yemin (değeri) yok mudur?
أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ
E lem tera keyfe fe’ale rabbüke bi âd
Görmedin mi Rabbin ne yaptı Âd kavmine?
الَّتِي لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِي الْبِلَادِ
Elletî lem yuhlak mislühâ fil bilâd
Ki ülkeler içinde onun benzeri yaratılmamıştı.
وَثَمُودَ الَّذِينَ جَابُوا الصَّخْرَ بِالْوَادِ
Ve semûdellezîne câbüs sahre bil vâd
Ve vadide kayaları oyan Semûd kavmine?
فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍ
Fe sabbe aleyhim rabbüke sevta azâb
Bu yüzden Rabbin onların üzerine azap kamçısı yağdırdı.
فَأَمَّا الْإِنسَانُ إِذَا مَا ابْتَلَاهُ رَبُّهُ فَأَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ فَيَقُولُ رَبِّي أَكْرَمَنِ
Fe emmel insânü izâ mebtelâhü rabbühû fe ekremehû ve na’’amehû fe yekûlü rabbî ekramen
İnsana gelince, Rabbi onu deneyip kendisine ikram eder ve nimet verirse ‘Rabbim bana ikram etti’ der.
وَأَمَّا إِذَا مَا ابْتَلَاهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُ فَيَقُولُ رَبِّي أَهَانَنِ
Ve emmâ izâ mebtelâhü fe kadera aleyhi rızkahû fe yekûlü rabbî ehânen
Ama onu deneyip rızkını daralttığında ise ‘Rabbim beni aşağıladı’ der.
كَلَّا ۖ بَل لَّا تُكْرِمُونَ الْيَتِيمَ
Kellâ, bel lâ tükrimûnel yetîm
Hayır, hayır! Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz.
وَلَا تَحَاضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ الْمِسْكِينِ
Ve lâ tehâddûne alâ ta’âmil miskîn
Yoksulu yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.
وَتَأْكُلُونَ التُّرَاثَ أَكْلًا لَّمًّا
Ve te’külûnet türâse eklen lemmâ
Mirası helâl-haram demeden yiyorsunuz.
كَلَّا إِذَا دُكَّتِ الْأَرْضُ دَكًّا دَكًّا
Kellâ izâ dükketil ardu dekken dekkâ
Hayır! Yer çarpılıp paramparça edildiğinde,
وَجَاءَ رَبُّكَ وَالْمَلَكُ صَفًّا صَفًّا
Ve câe rabbüke vel melekü saffen saffâ
Rabbinin (emri) gelip melekler saf saf dizildiğinde,
وَجِيءَ يَوْمَئِذٍ بِجَهَنَّمَ ۚ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ الْإِنسَانُ وَأَنَّىٰ لَهُ الذِّكْرَىٰ
Ve cîe yevmeizin bi cehenneme yevmeizin yetezekkerul insânü ve ennâ lehüz zikrâ
O gün cehennem getirilir. İşte o gün insan hatırlar; ama bu hatırlamanın ona ne faydası olur?
يَقُولُ يَا لَيْتَنِي قَدَّمْتُ لِحَيَاتِي
Yekûlü yâ leytenî kaddemtü li hayâtî
‘Keşke bu hayatım için önceden bir şey gönderseydim’ der.
فَيَوْمَئِذٍ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُ أَحَدٌ
Fe yevmeizin lâ yüazzibü azâbehû ehad
Artık o gün hiç kimse O’nun azabı gibi azap edemez.
وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُ أَحَدٌ
Ve lâ yûsiku vesâkahû ehad
Ve hiç kimse O’nun bağladığı gibi bağlayamaz.
ارْجِعِي إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً
İrci’î ilâ rabbiki râdiyeten mardiyyeh
Sen O’ndan razı, O senden razı olarak Rabbine dön!
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
وَالْفَجْرِ ١ وَلَيَالٍ عَشْرٍ ٢ وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ ٣ وَاللَّيْلِ إِذَا يَسْرِ ٤ هَلْ فِي ذَٰلِكَ قَسَمٌ لِّذِي حِجْرٍ ٥ أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ ٦ إِرَمَ ذَاتِ الْعِمَادِ ٧ الَّتِي لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِي الْبِلَادِ ٨ وَثَمُودَ الَّذِينَ جَابُوا الصَّخْرَ بِالْوَادِ ٩ وَفِرْعَوْنَ ذِي الْأَوْتَادِ ١٠ الَّذِينَ طَغَوْا فِي الْبِلَادِ ١١ فَأَكْثَرُوا فِيهَا الْفَسَادَ ١٢ فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍ ١٣ إِنَّ رَبَّكَ لَبِالْمِرْصَادِ ١٤ فَأَمَّا الْإِنسَانُ إِذَا مَا ابْتَلَاهُ رَبُّهُ فَأَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ فَيَقُولُ رَبِّي أَكْرَمَنِ ١٥ وَأَمَّا إِذَا مَا ابْتَلَاهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُ فَيَقُولُ رَبِّي أَهَانَنِ ١٦ كَلَّا ۖ بَل لَّا تُكْرِمُونَ الْيَتِيمَ ١٧ وَلَا تَحَاضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ الْمِسْكِينِ ١٨ وَتَأْكُلُونَ التُّرَاثَ أَكْلًا لَّمًّا ١٩ وَتُحِبُّونَ الْمَالَ حُبًّا جَمًّا ٢٠ كَلَّا إِذَا دُكَّتِ الْأَرْضُ دَكًّا دَكًّا ٢١ وَجَاءَ رَبُّكَ وَالْمَلَكُ صَفًّا صَفًّا ٢٢ وَجِيءَ يَوْمَئِذٍ بِجَهَنَّمَ ۚ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ الْإِنسَانُ وَأَنَّىٰ لَهُ الذِّكْرَىٰ ٢٣ يَقُولُ يَا لَيْتَنِي قَدَّمْتُ لِحَيَاتِي ٢٤ فَيَوْمَئِذٍ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُ أَحَدٌ ٢٥ وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُ أَحَدٌ ٢٦ يَا أَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُ ٢٧ ارْجِعِي إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً ٢٨ فَادْخُلِي فِي عِبَادِي ٢٩ وَادْخُلِي جَنَّتِي ٣٠
1 Andolsun şafağa, 2 On geceye, 3 Çifte ve teke, 4 Geçip giderken geceye (andolsun). 5 Bunlarda akıl sahibi için bir yemin (değeri) yok mudur? 6 Görmedin mi Rabbin ne yaptı Âd kavmine? 7 Sütunlar sahibi İrem’e? 8 Ki ülkeler içinde onun benzeri yaratılmamıştı. 9 Ve vadide kayaları oyan Semûd kavmine? 10 Ve kazıklar sahibi Firavun’a? 11 Ki bunlar ülkelerde azmışlardı. 12 Oralarda bozgunculuğu çoğaltmışlardı. 13 Bu yüzden Rabbin onların üzerine azap kamçısı yağdırdı. 14 Çünkü Rabbin (her an) gözetlemededir. 15 İnsana gelince, Rabbi onu deneyip kendisine ikram eder ve nimet verirse ‘Rabbim bana ikram etti’ der. 16 Ama onu deneyip rızkını daralttığında ise ‘Rabbim beni aşağıladı’ der. 17 Hayır, hayır! Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz. 18 Yoksulu yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. 19 Mirası helâl-haram demeden yiyorsunuz. 20 Malı pek çok seviyorsunuz. 21 Hayır! Yer çarpılıp paramparça edildiğinde, 22 Rabbinin (emri) gelip melekler saf saf dizildiğinde, 23 O gün cehennem getirilir. İşte o gün insan hatırlar; ama bu hatırlamanın ona ne faydası olur? 24 ‘Keşke bu hayatım için önceden bir şey gönderseydim’ der. 25 Artık o gün hiç kimse O’nun azabı gibi azap edemez. 26 Ve hiç kimse O’nun bağladığı gibi bağlayamaz. 27 Ey huzura ermiş nefis! 28 Sen O’ndan razı, O senden razı olarak Rabbine dön! 29 (Salih) kullarımın arasına gir! 30 Ve cennetime gir!
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.