Buruc Suresi
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
وَهُمْ عَلَىٰ مَا يَفْعَلُونَ بِالْمُؤْمِنِينَ شُهُودٌ
Ve hüm alâ mâ yef’alûne bil mü’minîne şühûd
Ve mü’minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.
وَمَا نَقَمُوا مِنْهُمْ إِلَّا أَن يُؤْمِنُوا بِاللَّهِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ
Ve mâ nekamû minhüm illâ en yü’minû billâhil azîzil hamîd
Onlardan, yalnız Azîz ve Hamîd olan Allah’a iman ettikleri için öç aldılar.
الَّذِي لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ۚ وَاللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدٌ
Ellezî lehû mülküs semâvâti vel ard, vallâhü alâ külli şey’in şehîd
O Allah ki, göklerin ve yerin mülkü O’nundur. Allah her şeye şahittir.
إِنَّ الَّذِينَ فَتَنُوا الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ الْحَرِيقِ
İnnellezîne fetenül mü’minîne vel mü’minâti sümme lem yetûbû fe lehüm azâbü cehenneme ve lehüm azâbül harîk
Mü’min erkek ve kadınlara işkence edip sonra da tevbe etmeyenler için cehennem azabı ve yangın azabı vardır.
إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ ۚ ذَٰلِكَ الْفَوْزُ الْكَبِيرُ
İnnellezîne âmenû ve amilüs sâlihâti lehüm cennâtün tecrî min tahtihel enhâr, zâlikel fevzül kebîr
İman edip salih ameller işleyenler için altından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük kurtuluş budur.
إِنَّ بَطْشَ رَبِّكَ لَشَدِيدٌ
İnne batşe rabbike le şedîd
Şüphesiz Rabbinin yakalaması çok şiddetlidir.
إِنَّهُ هُوَ يُبْدِئُ وَيُعِيدُ
İnnehû hüve yübdiü ve yü’îd
Şüphesiz O, (yaratmayı) ilkin başlatan ve tekrar geri çevirendir.
بَلِ الَّذِينَ كَفَرُوا فِي تَكْذِيبٍ
Belillezîne keferû fî tekzîb
Doğrusu inkâr edenler hâlâ bir yalanlama içindedirler.
وَاللَّهُ مِن وَرَائِهِم مُّحِيطٌ
Vallâhü min verâihim mühît
Oysa Allah onları arkalarından kuşatmıştır.
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
وَالسَّمَاءِ ذَاتِ الْبُرُوجِ ١ وَالْيَوْمِ الْمَوْعُودِ ٢ وَشَاهِدٍ وَمَشْهُودٍ ٣ قُتِلَ أَصْحَابُ الْأُخْدُودِ ٤ النَّارِ ذَاتِ الْوَقُودِ ٥ إِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌ ٦ وَهُمْ عَلَىٰ مَا يَفْعَلُونَ بِالْمُؤْمِنِينَ شُهُودٌ ٧ وَمَا نَقَمُوا مِنْهُمْ إِلَّا أَن يُؤْمِنُوا بِاللَّهِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ ٨ الَّذِي لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ۚ وَاللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدٌ ٩ إِنَّ الَّذِينَ فَتَنُوا الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ الْحَرِيقِ ١٠ إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ ۚ ذَٰلِكَ الْفَوْزُ الْكَبِيرُ ١١ إِنَّ بَطْشَ رَبِّكَ لَشَدِيدٌ ١٢ إِنَّهُ هُوَ يُبْدِئُ وَيُعِيدُ ١٣ وَهُوَ الْغَفُورُ الْوَدُودُ ١٤ ذُو الْعَرْشِ الْمَجِيدُ ١٥ فَعَّالٌ لِّمَا يُرِيدُ ١٦ هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْجُنُودِ ١٧ فِرْعَوْنَ وَثَمُودَ ١٨ بَلِ الَّذِينَ كَفَرُوا فِي تَكْذِيبٍ ١٩ وَاللَّهُ مِن وَرَائِهِم مُّحِيطٌ ٢٠ بَلْ هُوَ قُرْآنٌ مَّجِيدٌ ٢١ فِي لَوْحٍ مَّحْفُوظٍ ٢٢
1 Burçlara sahip gökyüzüne andolsun, 2 Vaad edilen güne (kıyamete) andolsun, 3 Şahitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki, 4 Kahrolsun o (ateş dolu) hendeğin sahipleri! 5 O tutuşturulmuş, yakıtı bol ateşin (sahipleri). 6 Hani onlar onun başında oturmuşlardı. 7 Ve mü’minlere yaptıklarını seyrediyorlardı. 8 Onlardan, yalnız Azîz ve Hamîd olan Allah’a iman ettikleri için öç aldılar. 9 O Allah ki, göklerin ve yerin mülkü O’nundur. Allah her şeye şahittir. 10 Mü’min erkek ve kadınlara işkence edip sonra da tevbe etmeyenler için cehennem azabı ve yangın azabı vardır. 11 İman edip salih ameller işleyenler için altından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük kurtuluş budur. 12 Şüphesiz Rabbinin yakalaması çok şiddetlidir. 13 Şüphesiz O, (yaratmayı) ilkin başlatan ve tekrar geri çevirendir. 14 O, çok bağışlayandır, çok sevendir (Vedûd). 15 Şanlı arşın sahibidir. 16 Dilediğini mutlaka yapandır. 17 Orduların haberi sana geldi mi? 18 Firavun ve Semûd’un (haberi). 19 Doğrusu inkâr edenler hâlâ bir yalanlama içindedirler. 20 Oysa Allah onları arkalarından kuşatmıştır. 21 Hayır, o şanı yüce bir Kur’an’dır. 22 Korunmuş bir levhada (Levh-i Mahfûz’dadır).
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.