Beled Suresi
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ فِي كَبَدٍ
Lekad halakne'l-insâne fî kebed
Biz, insanı gerçekten bir zorluk ve sıkıntı içinde yarattık.
أَيَحْسَبُ أَنْ لَنْ يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌ
Eyahsebu en len yakdira aleyhi ehad
İnsan, kendisine hiç kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?
أَيَحْسَبُ أَنْ لَمْ يَرَهُ أَحَدٌ
Eyahsebu en lem yerahû ehad
Kendisini hiç kimsenin görmediğini mi sanıyor?
وَهَدَيْنَاهُ النَّجْدَيْنِ
Ve hedeynâhu'n-necdeyn
ona hayır ve şer olmak üzere iki yolu gösterdik.
وَمَا أَدْرَاكَ مَا الْعَقَبَةُ
Ve mâ edrâke me'l-akabe
Sarp yokuşun ne olduğunu sen ne bileceksin?
أَوْ إِطْعَامٌ فِي يَوْمٍ ذِي مَسْغَبَةٍ
Ev it'âmun fî yevmin zî mesğabe
Yahut açlık gününde yemek yedirmektir;
ثُمَّ كَانَ مِنَ الَّذِينَ آمَنُوا وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا بِالْمَرْحَمَةِ
Summe kâne mine'llezîne âmenû ve tevâsav bi's-sabri ve tevâsav bi'l-merhame
Sonra da iman edenlerden, birbirine sabrı ve birbirine merhameti tavsiye edenlerden olmaktır.
أُولَٰئِكَ أَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ
Ulâike ashâbu'l-meymene
İşte bunlar, amel defterleri sağ taraftan verilenlerdir.
وَالَّذِينَ كَفَرُوا بِآيَاتِنَا هُمْ أَصْحَابُ الْمَشْأَمَةِ
Vellezîne keferû bi-âyâtinâ hum ashâbu'l-meş'eme
Âyetlerimizi inkâr edenler ise amel defterleri sol taraftan verilenlerdir.
عَلَيْهِمْ نَارٌ مُؤْصَدَةٌ
Aleyhim nârun mu'sade
Onların üzerinde, her yönden kapatılmış bir ateş vardır.
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
لَا أُقْسِمُ بِهَٰذَا الْبَلَدِ ١ وَأَنْتَ حِلٌّ بِهَٰذَا الْبَلَدِ ٢ وَوَالِدٍ وَمَا وَلَدَ ٣ لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ فِي كَبَدٍ ٤ أَيَحْسَبُ أَنْ لَنْ يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌ ٥ يَقُولُ أَهْلَكْتُ مَالًا لُبَدًا ٦ أَيَحْسَبُ أَنْ لَمْ يَرَهُ أَحَدٌ ٧ أَلَمْ نَجْعَلْ لَهُ عَيْنَيْنِ ٨ وَلِسَانًا وَشَفَتَيْنِ ٩ وَهَدَيْنَاهُ النَّجْدَيْنِ ١٠ فَلَا اقْتَحَمَ الْعَقَبَةَ ١١ وَمَا أَدْرَاكَ مَا الْعَقَبَةُ ١٢ فَكُّ رَقَبَةٍ ١٣ أَوْ إِطْعَامٌ فِي يَوْمٍ ذِي مَسْغَبَةٍ ١٤ يَتِيمًا ذَا مَقْرَبَةٍ ١٥ أَوْ مِسْكِينًا ذَا مَتْرَبَةٍ ١٦ ثُمَّ كَانَ مِنَ الَّذِينَ آمَنُوا وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا بِالْمَرْحَمَةِ ١٧ أُولَٰئِكَ أَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ ١٨ وَالَّذِينَ كَفَرُوا بِآيَاتِنَا هُمْ أَصْحَابُ الْمَشْأَمَةِ ١٩ عَلَيْهِمْ نَارٌ مُؤْصَدَةٌ ٢٠
1 Bu beldeye (Mekke'ye) yemin ederim. 2 Ki sen bu beldede oturmaktasın. 3 And olsun babaya ve ondan meydana gelen çocuğa. 4 Biz, insanı gerçekten bir zorluk ve sıkıntı içinde yarattık. 5 İnsan, kendisine hiç kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor? 6 "Yığın yığın mal harcadım" diyor. 7 Kendisini hiç kimsenin görmediğini mi sanıyor? 8 Biz ona iki göz vermedik mi? 9 Bir dil ve iki dudak; 10 ona hayır ve şer olmak üzere iki yolu gösterdik. 11 Fakat o, sarp yokuşu aşamadı. 12 Sarp yokuşun ne olduğunu sen ne bileceksin? 13 O, bir köleyi azat etmektir. 14 Yahut açlık gününde yemek yedirmektir; 15 yakınlığı olan bir yetime, 16 yahut yerlere serilmiş bir yoksula. 17 Sonra da iman edenlerden, birbirine sabrı ve birbirine merhameti tavsiye edenlerden olmaktır. 18 İşte bunlar, amel defterleri sağ taraftan verilenlerdir. 19 Âyetlerimizi inkâr edenler ise amel defterleri sol taraftan verilenlerdir. 20 Onların üzerinde, her yönden kapatılmış bir ateş vardır.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.